İstanbuldaydım. Evet yine dayanamadım ve gittim onun yanına, daha da kalacaktım yarın sabah dönecektm ama babası hastaöandı acilen memleketine dönmesi gerekti, o ooraya ben de buraya döndüm.
Kahvaltıya götürdü önce beni. Kahvaltıda oldukça tutuktu, aramızdaki herşey bitmiş diye düşünmüştüm. Eve döndük kahvaltıdan sonra ve hemen kardeşinin yatağına uzandı ben de karşı koltukta oturdum tv izliyordum ki, beni yanına oturmam için çağırdı. Gittim oturdum, sonraysa yanına uzanmamı istedi ee ben de salağım ya o ne dese yaparım ya hemen yaptım. Sonrası kendiliğinden gelişti, olanlar oldu hem de 2 kere. O an için kendimi çok kötü hissetmemiştim çünkü onu hala sevgilim olarak görüyordum. Sarılarak güzelce uyuduk ,kalktım mutfaklarını topladım ettim derken uyandı ve çarşıya çıktık beni daha önceden çok istediğim için Forum İstanbul'a götürdü, deliler gibi oyun oynadık çok eğlendik, o sırada annesi aradı ve babasının hastaneye kaldırıldığını, kendisinin dükkanda durması için hemen gelmesi gerektiğini söyledi. O kadar üzüldüm ki dayanamadım ağladım. Bi taraftan biliyordum bu hastalık ve elbette gitmesi lazm bi taraftan da ondan bu kadar çabuk ayrılmak içimi acıtıyordu. O da bunu bildiği için elimi hiç bırakmadı eve kadar elele yürüdük. Hatta beni de memleketine götürebileceğimi söyledi ben ayıp olur diye istemedim.
Eve döndük, hastaydık ikimiz de zaten, o iyice ateşlendi,gittim ona ve kardeşine tost yaptım o da ne yaptı etti ertesi gün gitmek için uğraştı ve o gece kardeşini yolladı kendisi kaldı.Gece boyu ateşliydi gittik beraber nöbetçi eczane bulduk ilaç aldık bütün akşam ona baktım sonra uyuyakalmışım. Sabah yine ilaç saati geçmesin diye erkenden kalktım yiyecek bişeyler hazırladım ve o iyileşti ben kötüydüm artık boğazım çok kötüydü.
Biletimi erteletti 4 saat sonrasına çünkü beni Taksm'e götürecekti. Hep yanındaydım hep iyi mi diye ateşine bakıyordum kendimden çok onu düşünüyordum. Vee ayrılma saati geldi bana sarılmadı bile ben sarıldım oysa sadece öptü yanaklarımdan bi yabancı gibi. Gece 2 kere aradı nasıl olduğumu eve varıp varmadığımı sormak için.
Bugünse sabah dayanamadım ve ben ona mesaj attım beni arar mısın diye. Yarım saat sonra aradı ama bi hayvandan farksz konuştu benimle. Annesibenmle konuşmak istedi ve hem teşekkür etti oğluna iyi baktığım için hem de kusura bakma onu çağırdığım için dedi.
Kendimi o kadar kötü hissediyorum ki. Ne farkı var kızı yatağa atıp sonra da tanımamazlıktan gelen o piçlerden. Beni kullanmış olmuyor mu? Tamam ben de istedim ama ben onu çok seviyorum yeniden bişeyler oldu sandım, aklıma bile gelmedi bu tarz bişey yapacağı. Şimdi ondan nefret etmeli miyim etmemeli miyim bilmiyorum aptal gibiyim daha da mutsuzum sanki...
25 Temmuz 2010 Pazar
21 Temmuz 2010 Çarşamba
ÖKÜZ!!!
Ah bu eski sevgilileri ne yapmalı etmeli de ortadan kaldırmalı bilemedim ki!! Adam sevgiliyken de öküzdü hala öküz hala öküz... Birden celallendim farkındayım ama sinir tepeme çıktı, adamla ayrılalı aylar oldu ben hala bu öküz yüzünden ağlayabiliyorum avaz avaz...
Yaklaşık 3 hafta önce çok kırılfım ben buna, gerçi sadece buna değil bütün arkadaşlarıma kırgındım çünkü ailevi nedenlerle çok ama çok kötüydüm üstüne bi de hastalığım çıkınca çok kötü oldum ve bunlardan hiçbiri yanımda değildi. Laf olsun diye demiyorum gerçekten ama gerçekten ben bunlar ah deseler yanlarında biterim öyle de bi salağım ben. Kızarım ederim siz beni aramıyosunuz diye sonra azıcık yüzüme gülseler ben yine koştururum. Bu da öyle yaptı moralimin çok bozuk olduğunu bile bile sinir etti beni bigün telefonda sonra da ben kzıınca bi daha hiç aramadı. Öküz hani arkadaştık hani her zman ben bitaneciktim hani hep yanımdaydın... Nerdeee palavra hepsi. Neyse beni aradı bu işte geçenlerde ben de buna ağzıma geleni saydım bu da özür diledi birsürü ve yanına İstanbula gitmem için yalvardı resmen yol paranı ben vereym yeter ki gel dedi. Bakayım bi dedim söz veremem dedim üç haftasonra olur belki bu haftasonları planım var dedim. Bu haftasonu gidecektim yanına ama çarşamba oldu adam aramadı tık yok geliyor musun gidiyor musun ı ıh hiç ses seda yok... ben de dayanamadım aradım bunu bu akşam. He he he şebeklik yapıp duruyor gerizekalı. Deidm salak hani sen bana gel gel dedin çarşamba oldu aradın ettin mi gel dedin mi bidaha. Yok efendim ne gerek varmış tekrar davete, artık benim geliyorum gelmiyorum demem lazımmış. Ulan öküz sevgilim değilsin bi bok değilsin kardeşinle kaldığın eve ben geliyorum deyip nasıl geleyim azıcık ısrar etmen lazım tekrar arayıp gel demen lazım öyle değil mi? Yok efendim olur muymuş öyle şey ben ne zman istersem gidebilirmişim. Hayvanoğluhayvan işteee. İnanılmaz sinirliyim sinirimden ağladım bağıra bağıra. Gelmek istiyor musun dedi ben de hayır dedim iyi o zman dedi öküz yaaa... Nefret ediyorum böylesi bi öküz için ayrılıktan aylar sonra bile ağlıyor oluşumdan. Ben hala bunun için ağlayabiliyorsam, üzülebiliyorsam ben salağımdır, benden bi bok olmaz...
Yaklaşık 3 hafta önce çok kırılfım ben buna, gerçi sadece buna değil bütün arkadaşlarıma kırgındım çünkü ailevi nedenlerle çok ama çok kötüydüm üstüne bi de hastalığım çıkınca çok kötü oldum ve bunlardan hiçbiri yanımda değildi. Laf olsun diye demiyorum gerçekten ama gerçekten ben bunlar ah deseler yanlarında biterim öyle de bi salağım ben. Kızarım ederim siz beni aramıyosunuz diye sonra azıcık yüzüme gülseler ben yine koştururum. Bu da öyle yaptı moralimin çok bozuk olduğunu bile bile sinir etti beni bigün telefonda sonra da ben kzıınca bi daha hiç aramadı. Öküz hani arkadaştık hani her zman ben bitaneciktim hani hep yanımdaydın... Nerdeee palavra hepsi. Neyse beni aradı bu işte geçenlerde ben de buna ağzıma geleni saydım bu da özür diledi birsürü ve yanına İstanbula gitmem için yalvardı resmen yol paranı ben vereym yeter ki gel dedi. Bakayım bi dedim söz veremem dedim üç haftasonra olur belki bu haftasonları planım var dedim. Bu haftasonu gidecektim yanına ama çarşamba oldu adam aramadı tık yok geliyor musun gidiyor musun ı ıh hiç ses seda yok... ben de dayanamadım aradım bunu bu akşam. He he he şebeklik yapıp duruyor gerizekalı. Deidm salak hani sen bana gel gel dedin çarşamba oldu aradın ettin mi gel dedin mi bidaha. Yok efendim ne gerek varmış tekrar davete, artık benim geliyorum gelmiyorum demem lazımmış. Ulan öküz sevgilim değilsin bi bok değilsin kardeşinle kaldığın eve ben geliyorum deyip nasıl geleyim azıcık ısrar etmen lazım tekrar arayıp gel demen lazım öyle değil mi? Yok efendim olur muymuş öyle şey ben ne zman istersem gidebilirmişim. Hayvanoğluhayvan işteee. İnanılmaz sinirliyim sinirimden ağladım bağıra bağıra. Gelmek istiyor musun dedi ben de hayır dedim iyi o zman dedi öküz yaaa... Nefret ediyorum böylesi bi öküz için ayrılıktan aylar sonra bile ağlıyor oluşumdan. Ben hala bunun için ağlayabiliyorsam, üzülebiliyorsam ben salağımdır, benden bi bok olmaz...
16 Temmuz 2010 Cuma
Ofisteyim dilekçe yazmam gerekirken sen gel gör ki ben buraya bişeyler karalamakla meşgulum.Umarım basılmam:)
Ofisteki sekreterimiz ve diğer arkadaş da evleniyor ardarda. Birinin düğünü 31 temmuz birinin 1 ağustos len şaka gibi valla. 2 ağustos itibariyle ofsteki tek bekar ben olucam, ağlasam mı gülsem mi bilemedim:)yaklaşık 3 aydır(o da en iyi ihtimalle) evlilik hazırlığı dinliyorum yemin ederim kustum kusucam heee. Zaten 1 ay böyunca sekreterimizle halı baktım, bütün markaların bütün modellerini ezbere bilecek kapasiteye gelene kadar yetiştirdi beni sağolsun varolsun ama şöyle bişey var ki halı göresim kalmadı, insan bi nesneden bu kadar mı tiksinir ya; halılar kabusum oldular çok şükür aldı halılarını da kurtuldum... Şimdi de sıra diğer arkadaşla mobilya bakmaya geldi. Çok şükür o erkek, o yüzden diğeri gibi bokunu çıkaracak kadar hevesli değil. Onları da anlıyorum evleniyorlar, kendi evleri oluyor o yüzden haliyle hevesliler ama bu kadarı valla da billa fazla. Bıktım her sabah kimin evine ne aldığını ettiğini dinlemekten.
Onlar benimle evde kaldın ettin diye dalga geçerken ben her seferinde aynı şeyi dedim; hehe ben gencim daha, aklımı peynir ekmekle yemedim evlenip napıcam, ben gezerim rahatıma bakarım falan filan. Lakiiin bu sabah farkettim ki ben kıskanıyorum, bildiğin kıskanıyorum len valla billa. Çok korktum bu sabah evde kalmaktan, kör topal birini bulup evlensem mi hemen bilemedim. Baktığın zaman ben evliliğe inanmıyorum,annem-babam ben kendimi bildim bileli kavga ederler hatta bu ara boşanmak üzereler ama işte bu kadar dibimde evlilik muhabbeti olunca insan ister istemez kıskanıyor off off:(
Ofisteki sekreterimiz ve diğer arkadaş da evleniyor ardarda. Birinin düğünü 31 temmuz birinin 1 ağustos len şaka gibi valla. 2 ağustos itibariyle ofsteki tek bekar ben olucam, ağlasam mı gülsem mi bilemedim:)yaklaşık 3 aydır(o da en iyi ihtimalle) evlilik hazırlığı dinliyorum yemin ederim kustum kusucam heee. Zaten 1 ay böyunca sekreterimizle halı baktım, bütün markaların bütün modellerini ezbere bilecek kapasiteye gelene kadar yetiştirdi beni sağolsun varolsun ama şöyle bişey var ki halı göresim kalmadı, insan bi nesneden bu kadar mı tiksinir ya; halılar kabusum oldular çok şükür aldı halılarını da kurtuldum... Şimdi de sıra diğer arkadaşla mobilya bakmaya geldi. Çok şükür o erkek, o yüzden diğeri gibi bokunu çıkaracak kadar hevesli değil. Onları da anlıyorum evleniyorlar, kendi evleri oluyor o yüzden haliyle hevesliler ama bu kadarı valla da billa fazla. Bıktım her sabah kimin evine ne aldığını ettiğini dinlemekten.
Onlar benimle evde kaldın ettin diye dalga geçerken ben her seferinde aynı şeyi dedim; hehe ben gencim daha, aklımı peynir ekmekle yemedim evlenip napıcam, ben gezerim rahatıma bakarım falan filan. Lakiiin bu sabah farkettim ki ben kıskanıyorum, bildiğin kıskanıyorum len valla billa. Çok korktum bu sabah evde kalmaktan, kör topal birini bulup evlensem mi hemen bilemedim. Baktığın zaman ben evliliğe inanmıyorum,annem-babam ben kendimi bildim bileli kavga ederler hatta bu ara boşanmak üzereler ama işte bu kadar dibimde evlilik muhabbeti olunca insan ister istemez kıskanıyor off off:(
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Mutlu mutsuz
Sadece kendim için yazıyorum. Belki içimdekileri anlatırsam rahatlarım, azıcık da olsa nefes alabilirim diye...
Hep mutlu görünürüm etrafımdakilere. Tabi ki depresyona girdiğim ve ölümü dahi göze alabildiğim zaman dışında. Hatırlıyorum da o zamanlar gerçekten mutsuzdum ve bunu ilk defa yansıtmıştım etrafımdakilere. Yansıttım ve bi baktım 3 kutu ilacı içivermişim. Ne düşündüm, amacım gerçekten ölmek miydi bilmiyorum. Gerçekten ölmeyi istesem, ölmeyi kfama koysam bu kadar ani, bu kadar soğukkanlılıkla karar veremezdim sanki. İlaçları içerken bi taraftan da bunu sevgilime msn2den söylüyor olmam çok da samimi olmadığımı gösteriyor sanırım.
Dediğim gibi karşımdakine mutsuzluğumu, zayıflığımı gösterdiğim nadir anlardan birisiydi o zamanlar. Onun dışında kimseye mutsuzum demem kolay kolay, ağlayıp zırlamam, hep gülümserim, hep şebeklik yaparım, hep onun dertlerini dinlerim hep hep hep...
Peki gerçekten mutlu muyum? Hayır değilim ama çok isterdim gerçekten mutlu olmayı her insan gibi. Hayatımda hep anne-baba kavgası vardı. Ben hiç mutlu bi evlilik görmedim. Budur belki de evlenmekten korkmamın sebebi. Kendimi bildim bileli, küçücük bi kız olduğum zamanlardan beri tek hatırladığım anlar annemle babamın kavgaları. Erken büyüdüm ben, erkenden büyüyüp annemin, babamın ve kardeşlerimin anne-babası oldum, evin bel kemiği oldum.
Yazık olmadı mı bana? Hem de çok yazık oldu. Buna rağmen çok iyi bi okul bitirdim,güzel bi mesleğim var ama ruhsal yönden bitiğim sanırım...
Şu sıralar hayatımda o kadar aksilik var ki. Aşık olduğum adam yok artık yanımda, eskiden arkadaş olarak olsun yanımdaydı artık o anlar bile azaldı. Annem-babam-kardeşim kavgalılar, babam evi terk etti buna rağmen annem babamı biran olsun rahat bırakmıyor. Zaten öyle bir anneye sahibim ki burada anlatmaya kalksam yazı çook uzar. Kardeşim babamı istemiyor artık, neymiş babam internetten kadınlarla yazışmış, külliyen yalan biliyorum, sırf babam onun o salak işsiz güçsüz sevgilisiyle evlenmesine izin vermedi diye böyle bi tuzak hazırladı babama acımadan. Zaten hastayım belki de haftaya ameliyat olucam ve herkes yine benim üzerime geliyor. Babana şunu söyle yapsun, annene şunu söyle yapsın vs. vs. vs.
İnan çok yoruldum, artık ne yapacağımı neyi nasıl kurtaracağımı bilemez durumdayım. Tek derdim ufak kardeşim de bu kavgalar içinde büyümesin, bizim gibi olmasın...
Hep mutlu görünürüm etrafımdakilere. Tabi ki depresyona girdiğim ve ölümü dahi göze alabildiğim zaman dışında. Hatırlıyorum da o zamanlar gerçekten mutsuzdum ve bunu ilk defa yansıtmıştım etrafımdakilere. Yansıttım ve bi baktım 3 kutu ilacı içivermişim. Ne düşündüm, amacım gerçekten ölmek miydi bilmiyorum. Gerçekten ölmeyi istesem, ölmeyi kfama koysam bu kadar ani, bu kadar soğukkanlılıkla karar veremezdim sanki. İlaçları içerken bi taraftan da bunu sevgilime msn2den söylüyor olmam çok da samimi olmadığımı gösteriyor sanırım.
Dediğim gibi karşımdakine mutsuzluğumu, zayıflığımı gösterdiğim nadir anlardan birisiydi o zamanlar. Onun dışında kimseye mutsuzum demem kolay kolay, ağlayıp zırlamam, hep gülümserim, hep şebeklik yaparım, hep onun dertlerini dinlerim hep hep hep...
Peki gerçekten mutlu muyum? Hayır değilim ama çok isterdim gerçekten mutlu olmayı her insan gibi. Hayatımda hep anne-baba kavgası vardı. Ben hiç mutlu bi evlilik görmedim. Budur belki de evlenmekten korkmamın sebebi. Kendimi bildim bileli, küçücük bi kız olduğum zamanlardan beri tek hatırladığım anlar annemle babamın kavgaları. Erken büyüdüm ben, erkenden büyüyüp annemin, babamın ve kardeşlerimin anne-babası oldum, evin bel kemiği oldum.
Yazık olmadı mı bana? Hem de çok yazık oldu. Buna rağmen çok iyi bi okul bitirdim,güzel bi mesleğim var ama ruhsal yönden bitiğim sanırım...
Şu sıralar hayatımda o kadar aksilik var ki. Aşık olduğum adam yok artık yanımda, eskiden arkadaş olarak olsun yanımdaydı artık o anlar bile azaldı. Annem-babam-kardeşim kavgalılar, babam evi terk etti buna rağmen annem babamı biran olsun rahat bırakmıyor. Zaten öyle bir anneye sahibim ki burada anlatmaya kalksam yazı çook uzar. Kardeşim babamı istemiyor artık, neymiş babam internetten kadınlarla yazışmış, külliyen yalan biliyorum, sırf babam onun o salak işsiz güçsüz sevgilisiyle evlenmesine izin vermedi diye böyle bi tuzak hazırladı babama acımadan. Zaten hastayım belki de haftaya ameliyat olucam ve herkes yine benim üzerime geliyor. Babana şunu söyle yapsun, annene şunu söyle yapsın vs. vs. vs.
İnan çok yoruldum, artık ne yapacağımı neyi nasıl kurtaracağımı bilemez durumdayım. Tek derdim ufak kardeşim de bu kavgalar içinde büyümesin, bizim gibi olmasın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)